Genç şair Ali Çağlar Özgün, Şafağın Şiiri kitabının ortaya çıkış sürecini, ilham kaynaklarını ve şiire bakışını bu özel röportajda anlatıyor.

Ben Ali Çağlar Özgün. 18 Şubat 2007’de Mersin’de doğdum. Beş kişilik bir ailenin en büyük çocuğuyum; bir kız ve bir erkek kardeşim var. İlköğrenimimi Osmangazi İlkokulu ve Ortaokulu’nda, lise eğitimimi ise Tarsus Şehit Halil Özdemir Fen Lisesi’nde tamamladım. Şu anda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (Mülkiye) lisans eğitimime devam ediyorum.
Şairlik serüvenim, lisede çıkardığımız Nevbahar dergisinde şiirlerimin yayımlanmasıyla başladı. Daha sonra nitelikli bulduğum şiirlerimi derleyerek bir kitap hâline getirmeye karar verdim. Şiir Antoloji Yayınları aracılığıyla ilk şiir kitabım Şafağın Şiiri yayımlandı.
Şiir yazma isteğim çok küçük yaşlarda ortaya çıktı. Okuma yazmayı öğrenmemin hemen ardından edebiyata olan ilgim arttı. Özellikle şiire karşı büyük bir tutku duymaya başladım. Çok okur, okudukça yazmaya çalışırdım. Yaşadığım duyguları içtenlikle kaleme dökerdim.
En verimli dönemimin lise yıllarım olduğunu söyleyebilirim. Kitabımda yer alan şiirlerin tamamı lise dönemimde yazıldı. İlk olarak okul dergimizde yayımlanan bu şiirler, 2026 yılının başında kitabımın basılmasıyla daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı.
Yaşadığım her duygu ve olay benim için bir ilham kaynağı olabilir. Bazen tek bir söz, bazen küçük bir davranış beni şiir yazmaya yönlendirir. Her hatıra, her izlenim bir şiirin başlangıcı olabilir. Bu konuda kendimi sınırlı hissetmiyorum.
Yazmak benim için hiçbir zaman bir meslek kaygısı olmadı. İstedim ve yazdım. Bugün de geçmişte olduğu gibi benim için büyük bir tutku. İlham geldiğinde yazmak benim için adeta bir zorunluluk hâline gelir. Yazmadığım takdirde kendimi eksik hissederim.
Şafağın Şiiri, lise hayatım boyunca yazdığım şiirlerden oluşan bir derlemedir. Kitapta çocukluğumdan gençliğime uzanan duygusal değişimler, yaşadığım olaylar, aldığım dersler ve düşünsel yolculuğum yer alıyor.
Kitabımı her yaştan ve her kesimden insanın okuyabileceğini düşünüyorum. Şiirlerimde herkes kendinden bir parça bulabilir. Çünkü şiir, hayatın bir tercümesidir. Bu nedenle belirli bir hedef kitle gözetmeden yazıyorum.
Yeni bir kitap yazma düşüncesi içindeyim ve bu isteğimin yakın zamanda somut bir projeye dönüşeceğini düşünüyorum. Türü ya da konusu henüz net değil; ancak yazmaktan vazgeçmeyeceğim kesin.
Okuyucular, kitapta kendi hayatlarından izler bulabilirler. Şiirlerimde farklı duyguların izleri var. Bu duyguları içtenlikle hissedip özümseyebildiklerinde güçlü ve derin hisler yaşayacaklarına inanıyorum.
Henüz bu konuda belirgin bir adım atmış değilim; ancak bu, ileride farklı türlerde eser vermeyeceğim anlamına gelmez. Uygun koşullar oluştuğunda farklı alanlarda da yazmayı isterim.
Mustafa Babayiğit, Gözlerim Isıtır Ellerini kitabının hikâyesini, şiire geç başlayan yolculuğunu ve yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü bu özel röportajda anlatıyor.
Gülnur Karahan, Senden Bana Kalan kitabının doğuş hikâyesini, yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü ve insanın iç dünyasına dokunan duyguları bu özel röportajda anlatıyor.
Metin Şahin, şiirle başlayan iç yolculuğunu, ilham kaynaklarını ve yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü bu samimi röportajda anlatıyor.
Meriç Keskin, denizin iyileştirici gücünü, Mavi Sevdam kitabının doğuş hikâyesini ve yazının hayatındaki dönüştürücü etkisini bu röportajda anlatıyor.