Ezgi Esra Durğut, yaralarla, sevilerle ve iyileşmeyle örülü şiir dünyasını bu röportajda okurlara açıyor.

Öğretmen bir anne babanın ilk çocuğuyum. Mersin’in Anamur ilçesinde büyüdüm. 2019 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum.
Şiirle ilk tanışmam, hatırlayamayacağım kadar küçük yaşlara dayanıyor. Çocukluğuma dair anılarımda, annemin bana şiirler okuduğu anlar var. Kendimi bildim bileli şiirle sakinleşen bir insanım. Bütün varoluşum boyunca içime ilmek ilmek işlenen şiirin, dış dünyaya açılmasına izin vermekten başka bir seçeneğim yoktu.
Annemin şiir defterlerinden birinde, kendi yazım olmayan ama bana ait bir şiir var. Muhtemelen henüz okuma yazma bilmediğim için annem benim adıma kaleme almış. Hayvanlarla ilgili bir şiir… Sanıyorum her şeyin başladığı yer tam olarak orasıydı.
Sonrasında kendimi ifade etmenin daha iyi bir yolunu hiçbir zaman bulamadım. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarında yerel şiir yarışmalarına katıldım; çoğu zaman başarı da elde ettim. Ancak dış dünyaya ilk açılışım Kara Yılkı Edebiyat Dergisi’nde şiirlerimin yayımlanmasıyla oldu. Yayın hayatı boyunca derginin çeşitli sayılarında yer aldım. Aynı şekilde Betik Dergisi’nde de şiirlerim yayımlandı.
İlk kitabım Sevilerim Hakkında Karalama ile ise yayıneviniz aracılığıyla bu dünyaya kalıcı bir adım attım.
Belirli bir ilham kaynağından söz etmem çok zor. Çünkü herhangi bir anda hissettiğim herhangi bir duygu, benim için tetikleyici bir güç olabiliyor. Bazen gökyüzüne bakarken, bazen bir kuşu seyrederken, bazen izlediğim bir filmde kameranın açısı ya da bir kitapta geçen tek bir cümle içimde doğru yere dokunuyor.
Yine de çoğu zaman en yoğun duygular, insanın kendi hayatında hissettikleridir. Bu nedenle en büyük ilham kaynağımın kendi duygularım olduğunu söyleyebilirim.
Sait Faik’in dediği gibi: “Yazmasam deli olacaktım.”
Duygularımı kaleme dökmeden hayatla başa çıkmanın yolunu bilmiyorum belki de. Benim tek çıkış noktam, karanlığı aydınlatacağına inandığım ışığın yazmak olması. Bu, bir meslek ya da tutkudan çok daha öte bir şey. Hatta belki ihtiyaçtan da öte. Yazmasam ne yapardım, hayatla nasıl başa çıkardım gerçekten bilmiyorum.
Sevilerim Hakkında Karalama, yıllar boyunca yazdığım şiirlerin bir derlemesi. Kitaba aldığım her şiiri özenle seçtim. İçinde on beş yaşımdan şiirler de var, yirmi dokuz yaşımdan şiirler de.
Bazı şiirler, okuduğum bir kitabın bende bıraktığı duygu üzerine yazıldı. Genel olarak ise bir genç kızın sevmeyi, kırılmayı, ihaneti öğrenerek düşmesi ve düştüğü yerden dimdik ayağa kalkmış bir kadına dönüşme yolculuğunu anlatıyor.
Aslında belli bir kitleyi hedeflemiyorum. Daha doğrusu alışılmış tanımlarla bir kitleyi… İçinde bir yerlerde bir yara saklayan -göstermek istese de istemese de, kabul etse de etmese de- yarası olan insanlara ulaşmak istedim sadece.
Yazmak benim için hayatla başa çıkmanın, hayatta kalmanın yolu. Şu an yazmaya devam ettiğim şiirlerle neredeyse yeni bir şiir kitabı daha hazır durumda. Bunun yanında zaman zaman denemeler ve öyküler de yazıyorum. Üniversite yıllarında kaleme aldığım bir roman var; onun üzerinde çalışmayı da sürdürüyorum.
Okuyucuların, yalnız olmadıklarını hissetmelerini isterim. Hepimiz yaralıyız. Bazılarımız benzer yerlerden, bazılarımız çok farklı yerlerden… Ama günün sonunda hepimizin canını yakan ya da geçmişte yakmış yaşanmışlıkları var.
Kendi yaralarımı göstererek, onların kendi yaralarını sarmalarını biraz olsun kolaylaştırmak istiyorum belki de. Ya da sadece küçük bir merhem uzatmak…
Yıllar önce fantastik bir öykü yazmaya başlamıştım. Bir gün yeterince çalışırsam bunun bir romana dönüşebileceğini ummuştum. Ancak o dönem buna hazır olmadığım için devam edemedim.
Bir gün fantastik türde bir eser ortaya koymayı gerçekten istiyorum. Duyguları kelimelere dökmek benim için nefes alıp vermek gibi. Ama hayal gücünün ve mantığın sınırlarını esneterek zorlamak fikrinin de sarhoş edici bir cazibesi var.
Ayşe Ayaşlı, şiirle kurduğu derin bağı, ilhamını besleyen kaynakları ve yazmayı neden vazgeçilmez, hayati bir ihtiyaç olarak gördüğünü bu özel röportajda içtenlikle anlatıyor.
Mesut Beşevlek, şiirle kurduğu bağı, ilham kaynaklarını ve Mesut Olmak kitabının arka planını bu samimi röportajda anlatıyor.
Şair İlay Demirer ile çocuklukta başlayan şiir serüvenini, ilham kaynaklarını ve yazma motivasyonunu konuştuk. 200’ü aşkın şiiriyle duyguların izini süren samimi bir röportaj.
Şair ve yazar Yavuz Yağcı ile hayatın içinden gelen ilham kaynakları, şiir serüveni ve yeni projeleri üzerine samimi bir röportaj. Edebiyat tutkunları için ilham dolu satırlar.