Meriç Keskin, denizin iyileştirici gücünü, Mavi Sevdam kitabının doğuş hikâyesini ve yazının hayatındaki dönüştürücü etkisini bu röportajda anlatıyor.

1 Haziran 1972 yılında İstanbul’da doğdum. Babamın uzakyol kaptanı olması nedeniyle çocukluğum, okulların tatil olduğu dönemlerde gemi seyahatleriyle geçti. Kaptan köşkünde, küpeştelerde ve geminin pruvasında; denizle yarışan o sonsuz mavilikleri seyrederek büyüdüm.
İlk, orta ve lise eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Üniversite eğitimimi Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nde bitirdim. Anadolu Grubu’na bağlı şirketlerde 18 yıl, Dalan Kimya A.Ş.’de ise 8 yıl olmak üzere satış ve ticari pazarlama alanlarında birçok kademede yöneticilik görevlerinde bulundum.
Bir kız çocuğu babasıyım.
İlk kitabım ve ilk edebi deneyimim Mavi Sevdam oldu.
İş hayatım sebebiyle on beş yılımı Marmaris’te geçirdim. Gökova’ya duyduğum aşk beni bambaşka bir ruh iklimine taşıdı. Hayat, hepimiz gibi benim de canımı yaktı; iş stresi, kayıplar, aldatılmalar ve vefasızlıklar zamanla beni derinden yıprattı.
Fakat her hafta sonu, gün doğarken elimde paletim ve maskemle teselliyi maviliklerde buldum. Gökova’nın ıssız koylarında kaplumbağalarla, lahoslarla, orfozlarla, vatoslarla yüzüp ahtapotlarla dost oldukça şunu fark ettim: Dünya, benden ve sorunlarımdan çok daha büyük, çok daha sihirliydi.
Mavilikler, ona her sarıldığımda beni biraz daha iyileştiriyor, yeniden kendime getiriyordu. İşte o anlarda ilk dizeler zihnime düşmeye başladı. Bu iyileştirici gücü paylaşmalıyım, dedim.
En büyük ilham kaynağım Gökova’dır.
Mavilikler ve sihirli deniz yaşamı…
Yeniden başlamak ve umut…
Paylaşmak…
Ve beni ben yapan acılarım.
Yazmak benim için bir meslekten çok bir ihtiyaçtır. Hatta zamanla tutkuya dönüşmüş bir ihtiyaç…
Hayatın yorduğu, kırdığı, susturduğu anlarda kelimeler nefesim oldu. Denizin beni iyileştirdiği yerde, yazı beni tamamladı. Mavi Sevdam, anlatma isteğinden değil; içimde birikenleri paylaşma zorunluluğundan doğdu.
Eğer yazmasaydım eksik kalacaktım. Yazdıkça hem kendimi anladım hem de bir başkasının yarasına mavi bir dokunuş bırakabileceğime inandım.
Mavi Sevdam, denizin iyileştirici gücüyle insanın kendi yaralarını onarma yolculuğunu anlatan bir şiir kitabıdır. Hayatın yoran acıları, kayıpları ve kırılmaları; Gökova’nın maviliklerinde umuda, yeniden başlamaya ve içsel huzura dönüşür.
Özellikle 25 yaş ve üzeri; şiiri yalnızca okumak değil, hissetmek isteyen; denizle, doğayla ve iç dünyasıyla güçlü bir bağ kuran; hayatta kırılmış olsa da doğayla iyileşebileceğini görebilen herkese hitap ediyor.
Aslında hepimiz yaşamımız boyunca kalbimizle aklımız arasında gidip geliyoruz. Sayısız karar alıyoruz; kimi zaman akıl, kimi zaman kalp ağır basıyor. Ama yükü çoğu zaman kalp taşıyor.
Bu bitmeyen iç mücadeleyi konu alan yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum: Kalp ve Akıl Arasında. Kitabı yılın ikinci yarısında tamamlamayı planlıyorum.
Mavi Sevdam’ı kapattıklarında; kalplerindeki yükün biraz hafiflemesini, nefeslerinin derinleşmesini isterim.
Bir mucize olduklarının ve dışarıda sihirli bir dünya bulunduğunun farkına varsınlar. Denizi görmeseler bile maviyi hissetsinler; onun iyileştirici gücünü anlayabilsinler. Kırılmış olsalar bile iyileşmenin mümkün olduğunu anlasın ve hissetsinler.
Yazmak benim için beni daha iyi bir insan yapan, iyileştiren bir yolculuk…
Denizlerde yaşadığım serüvenleri, yaşamın mucizelerini fark etmemi sağlayan deneyimlerimi anlatan bir biyografi yazmak isterim. Her dalga, her mavilik; sadece doğayla değil, kendi iç dünyamla da yüzleştiğim, büyüdüğüm anları taşıyor.
Mustafa Babayiğit, Gözlerim Isıtır Ellerini kitabının hikâyesini, şiire geç başlayan yolculuğunu ve yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü bu özel röportajda anlatıyor.
Gülnur Karahan, Senden Bana Kalan kitabının doğuş hikâyesini, yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü ve insanın iç dünyasına dokunan duyguları bu özel röportajda anlatıyor.
Genç şair Ali Çağlar Özgün, Şafağın Şiiri kitabının ortaya çıkış sürecini, ilham kaynaklarını ve şiire bakışını bu özel röportajda anlatıyor.
Metin Şahin, şiirle başlayan iç yolculuğunu, ilham kaynaklarını ve yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü bu samimi röportajda anlatıyor.