Mesut Beşevlek, şiirle kurduğu bağı, ilham kaynaklarını ve Mesut Olmak kitabının arka planını bu samimi röportajda anlatıyor.

1978 yılında Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Düzova Köyü’nde dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Düzova Köyü İlköğretim Okulu’nda, lise eğitimimi ise Vize Lisesi’nde tamamladım. Daha sonra Dumlupınar Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum.
2010 yılından bu yana evliyim ve yaklaşık 16 yıldır özel bir şirkette muhasebe sorumlusu olarak çalışıyorum.
Şiirle gerçek anlamda temasım, Orhan Veli’yi tanıdıktan sonra başladı. Şiiri hep tek taraflı bir tanışma olarak nitelendiririm. Farklı zamanlarda yaşamış olsak da kendimi onunla tanışmış gibi hissediyorum.
Şairlik yolculuğum 2009 yılında yazdığım “Masal” adlı şiirimle başladı. Mesut Olmak benim ilk şiir kitabım. Dışarıdan bakıldığında güleç ve konuşkan biri gibi görünsem de aslında oldukça duygusal bir yapım var. Bu yönümü sadece çok yakınlarım bilir.
Eskiden duygularımı saklar, utandığım için gizli gizli ağlardım. Şiir benim gözyaşım oldu diyebilirim. Artık ağlamaktan utanmıyorum.
İlham kaynaklarım oldukça geniş. Şiirin sadece yalnızlık ve aşk temasına sıkışıp kalmasından yana değilim. Mesut Olmak adlı kitabımda “Posta Pulu” ve “Paranın Canı Olsa” adlı şiirlerim yer alıyor.
Yalnızlaşmış, gözden düşmüş bir posta pulunun ya da çok sevilen paranın, konuşabilse bize neler söyleyebileceğini hayal ederek bunu okuyucuya aktarmak istedim.
Ağlamak ve gülmek insan için ne kadar elzemse, benim için yazmak da o kadar elzem. Tutkuyla beslenen bir ihtiyaç diyebilirim. Meslek olarak görmüyorum; sonuçta ben bir muhasebeciyim.
Kitabımın belirli bir konusu yok. Aşk ve yalnızlık kadar sıradan görünen şeyler de var. Örneğin çay üzerine yazdığım bir şiirim bulunuyor. Her gün içtiğimiz, çoğu zaman önemsemediğimiz çayı bile şiirin konusu hâline getirdim.
Şiirlerim yalın ve sade bir dile sahip. Bu nedenle belirli bir kitleye hitap etmiyorum. Herkesin anlayabileceği bir durulukta yazıyorum. Garip akımından çok etkilenen bir şairim. Zaten genel olarak da biraz garip biriyim.
Kitabım henüz yeni yayımlandı. Bu nedenle önümüzdeki bir yıl içinde yeni bir çalışma yapmayı düşünmüyorum. Önceliğim kitabımın tanıtımına zaman ayırmak olacak.
Okuyucuda duygu bırakmasını isterim. Hayata farklı bir pencereden bakabilmelerini arzu ediyorum. Ayrıca yeni neslin şiirden giderek uzaklaştığını düşünüyorum. Bir gencimize bile şiiri sevdirebilirsem, bu benim için büyük bir mutluluk olur.
Şu an için düşünmüyorum. Şiir beni rahatlatıyor. Daha önce de söylediğim gibi, benim için her mısra bir gözyaşı, bir duygu.
Ezgi Esra Durğut, yaralarla, sevilerle ve iyileşmeyle örülü şiir dünyasını bu röportajda okurlara açıyor.
Ayşe Ayaşlı, şiirle kurduğu derin bağı, ilhamını besleyen kaynakları ve yazmayı neden vazgeçilmez, hayati bir ihtiyaç olarak gördüğünü bu özel röportajda içtenlikle anlatıyor.
Şair İlay Demirer ile çocuklukta başlayan şiir serüvenini, ilham kaynaklarını ve yazma motivasyonunu konuştuk. 200’ü aşkın şiiriyle duyguların izini süren samimi bir röportaj.
Şair ve yazar Yavuz Yağcı ile hayatın içinden gelen ilham kaynakları, şiir serüveni ve yeni projeleri üzerine samimi bir röportaj. Edebiyat tutkunları için ilham dolu satırlar.