Şair Serra Durmuş’un şiirle şekillenen iç dünyası, duyguları bir bahçe metaforuyla buluşturan Bahçemde Yürürken kitabı üzerinden bu röportajda açılıyor.

1997 yılında İzmir’de doğdum. Halkla İlişkiler bölümünden mezunum. Evliyim ve bir oğlum var. Şairlik kariyerime 2022 yılında başladım. İlk kitabım Son İnci ile edebiyat yolculuğuma adım attım. İkinci kitabım Bahçemde Yürürken ile bu yolculuk devam ediyor. Daha nicelerine diyelim.
Şairlik yolculuğum, Türkçe derslerinde yazdığım paragraf ve metinlerle kendini göstermeye başladı. Öğretmenlerim yazdıklarımı çoğu zaman kafiyeli ve yaratıcı bulurdu. Çok konuşkan bir çocuk olmadığım için duygu ve düşüncelerimi, kendime özenerek aldığım desenli defterlere yazmaya başladım.
Yazmayı o zamanlardan beri çok seviyorum. Üzüldüğümde de sevindiğimde de oturur, defterime bir şeyler karalardım. Şiir, kendimi ifade etmenin en doğal yolu oldu.
Müzik dinlerken, yürüyüş yaparken, bir manzaraya dalıp giderken; çevremde ve içimde olup biteni gözlemlerken, en çok da kendimle baş başa kaldığım anlarda ilham alıyorum.
Bazen ilhamı beklemeden bir kelime ya da bir cümleyle yazmaya başlıyorum ve devamı kendiliğinden geliyor. Bu süreçte ruh hâlim oldukça belirleyici oluyor.
Tutku ve ihtiyaç benim için daha baskın. Yazarak kendimi tanıyor, buluyor ve iyileşiyorum. Yazmak beni hem besliyor hem de dönüştürüyor. Kalbime ve insanlara bu yolla dokunmak istiyorum.
Zamanla kendimi geliştirerek yazmayı bir meslek hâline getirmeyi elbette çok isterim.
Bahçemde Yürürken adlı kitabımda, bir bahçede yürürken birbirinden farklı çiçekleri koklar gibi, duyguları kokluyoruz. Mutluluk, üzüntü, öfke, korku… Ve tabii ki olmazsa olmaz aşk, kitapta fazlasıyla yer alıyor.
Şiir kitaplarımda çocuklar dışında genel bir okur kitlesine hitap ediyorum. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, düşündürücü bir dil kurmaya özen gösteriyorum.
Roman ve öykü çalışmalarımda ise genç–yetişkin ayrımı yapmayı planlıyorum.
Yakın zamanda Ruhum Dört Kere Öldü ve Kan Rüyayı Bozdu adlı projelerimi yayımlamayı planlıyorum. İkisi de uzun süredir üzerinde çalıştığım ve benim için çok özel projeler.
Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere, hayatı bir bahçe gibi ele aldım. Dikenler, yabani otlar, sarmaşıklar… Tıpkı hayat yolculuğunda karşımıza çıkan engeller, mücadeleler ve zorluklar gibi.
Tüm bu zorluklara rağmen kendi bahçemizi nasıl çiçeklerle dolu bir alana dönüştürebileceğimizi anlatmak istedim. Bu yüzden okuyucuda bırakmak istediğim his; anlaşılmak ve kendini bulmak.
Kesinlikle düşünüyorum. Sadece şiir değil; korku, gerilim, bilimkurgu ve çocuk kitapları üzerine de yakın gelecekte plan ve projelerim var. Belki bir gün bir filme dönüşür, kim bilir…
Şair G. Başak Ekinci, babasının yaşına ithaf ettiği 45 adlı şiir kitabını ve yazıyla kurduğu duygusal bağı bu röportajda anlatıyor.
Mustafa Babayiğit, Gözlerim Isıtır Ellerini kitabının hikâyesini, şiire geç başlayan yolculuğunu ve yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü bu özel röportajda anlatıyor.
Gülnur Karahan, Senden Bana Kalan kitabının doğuş hikâyesini, yazmayı neden bir ihtiyaç olarak gördüğünü ve insanın iç dünyasına dokunan duyguları bu özel röportajda anlatıyor.
Genç şair Ali Çağlar Özgün, Şafağın Şiiri kitabının ortaya çıkış sürecini, ilham kaynaklarını ve şiire bakışını bu özel röportajda anlatıyor.